avril & zeynep

Hakkımda

HOŞGELDİNİZZZ....SİTEMİZ YENİ AÇILDI..RESİM ÇALMAYINIZ :D CİDDİYİM...ROCK


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* avril

Kategoriler


Arkadaşlarım


hilarybusra
avrilmavis
elif999

DüNDEN BU GÜNE AVRIL

biyo.jpg

Avril Lavigne, 27 Eylül 1984'te Napanee adında Canada' nın nüfusu 5000 civarında olan küçük bir kentinde dünyaya geldi. 14 yaşındayken annesinin aldığı gitarla kendi şarkılarını yazmaya ve söylemeye başladı. Zaman geçtikçe Napanee' den sıkılmaya başlayan Lavigne, şarkılarını bir videoya kaydetti ve plak şirketlerine gönderdi. Bunu yaparken de bir sonuç çıkmasını beklemediğini günümüzde de dile getirmekte :) Bir süre sonra New York Records ona bir Demo yapması için şans tanıyacağını belirten bir mektup gönderdi ve Avril Napanee' den çıkmak için gerekli olan bilete kavuşmuş oldu..
Stüdyoda çalıştığı günlerden birinde Arista Records' tan gelen biri onu çok beğenerek vakit kaybetmeden Arista Records Başkanıyla tanıştırdı ve tanışmanın devamında imzalanan bir sözleşme ile yeteneğin şansla buluşması gerçekleşmiş oldu.
Vakit kaybetmeden bir ekip toplantısı düzenlendi ve birçok hit parça çalışmasında imzası bulunan Matrix Grubu Avril Lavigne için şarkı sözleri yazdı. 2002 yılında Avril Lavigne Dünya Çapında 14 Milyon satan Let Go albümüyle birçok ödül aldığı gibi sekiz dalda da Grammy Adaylığını elde etti..
Bir anda yakaladığı şöhret Avril Lavigne' nin başını döndürmedi. Evde, sokakta, alışverişte nasılsa sahneye de aynı şekilde rahat çıkıyordu. Diğer starlar turneye çıkarken kostümlerini ayrı bir Tırla taşıtırken, Lavigne her normal insan gibi kendisine sadece bir valiz hazırlıyordu..
Büyük başarılar elde etmesine rağmen Let Go oldukça yapay koşullarda üretilmiş, kendi müzik zevkini yansıtmaktan uzak bir albümdü. Avril Lavigne için önemlisi başından beri kendi şarkılarını yazmak, bestelemek; Pop kültürünün fabrikasyon üretim tarzından mümkün olduğunca uzak durmak istiyordu. Ancak yaptığı yatırımı garanti altına almak isteyen Plak Şirketi albümün söz ve beste kısmıyle ilgili tüm çalışmaları yine Matrix grubuna emanet etti. Matrix Grubunun elinden çıkan ve tam anlamıyla bir hit olan Complicated, birkaç satır dışında Avril' i yansıtan bir çalışma olmadı ve kendisi de zaten bu şarkıyı hiçbir zaman çok severek söylemediğini dile getirdi.
Pink ve Christina Aguilera' nın ikinci ve daha kişisel albümleri için Linda Perry ile çalışmaları gibi Avril lavigne' de ikinci albümü için kendisine akıl hocası olarak 1997' den bu yana üç albüm çıkarmış, Kanadalı şarkıcı, piyanist ve söz yazarı Chantal Kreviazuk' u seçti. Başlangıçta, bir düzine şarkı yazmak için sözleşmemişlerdi; fikir alışverişinde bulunmak için çıkılan birkaç yemek, iki - üç hafta kadar süren şarkı sözü yazma seansına kendiliğinden dönüştü ve albümde yer alan beş şarkıyı birlikte yazdılar.
"Bir anda kardeş gibi olduk" diyor Kreviazuk' la ilişkisinden bahsederken Avril. "Bazen annem gibi oldu, çok iyi bir arkadaşlık kurduk, Tanrı' nın onu çok iyi bir sebeple hayatıma soktuğunu düşünüyorum."
Avril, Kreviazuk ile birlikte Let Go söz yazımı seanslarından farklı olarak, daha yaratıcı bir ortamda çalıştı. Bu süreçte ilk kez kendisinde varolan söz yazarlığı yeteneğini tanıdı, yeni yönlerini keşfetmiş oldu. Bunun yanı sıra bu çalışmalar sırasında çok eğlendiğini de anlatan Avril "Bazen birşey yazıp getirdiğimde, o bana 'bu beş para etmez' diyordu, aynı şeyi bende ona yapabiliyordum. Birlikte çalışan insanların birbirlerine böyle sözler söyleyebilmesi tuhaf birşey ama biz bunu yapabiliyorduk. Ben düşündüğüm herşeyi ona söyleyebiliyorum ve o bana hiçbir zaman kendimi aptal gibi hissettirmedi, çok rahat çalıştık." diyor. Avril aynı şekilde, albümünün iki şarkısının altında imzası bulunan Evanescence' in gitaristi Ben Moody ile de çalışmalar sırasında sıkı bir dostluk kurdu
Bu şekilde tamamen yaratıcı ortamlarda çalışılarak üretilmiş, sözleri daha derin, soundu daha orijinal bir albümle karşımızda Avril Lavigne..
İlk albümünü çok sevip, ikincisinde benzer bir müzikle karşılaşacaklarını düşünenler hayal kırıklığına uğrayabilirler ama duydukları bu yeni müzikten daha çok keyif alacaklarına hiç şüphe yok..

 

                                            9.gif

Tarih: 21:21, 22/3/2008 Kategori: roportaj
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

bravo dergisi roportajı

 

Bravo: Gerçekten çok mutlu gözüküyorsun.

Avril: Evet gerçekten mutluyum, hayatım şu anda bir rüya, tüm bu şans için dünyayı kocaman kucaklayabilirim.

Bravo: Neden?

Avril: Gerçekten aşığım, hepsi bu!

Bravo: Sum 41'in solisti Deryck Whibley ile nişanlandın. Evlilik için planların var mı?

Avril: Hm, aslında hiçbirşey açıklamak istemiyordum ama tamam!Evet ağustosun sonunda Los Angeles'ta evlenicez. Çok heyecanlıyım.

Bravo: Ama sadece 21 yaşındasın, neden şimdi evlenmek istiyorsun?

Avril: Basit.. Çünkü hayallerimin erkeğini buldum. Öyleyse niye daha fazla bekleyeyim?

Bravo: İlişkinizden ötürü mü büyüdünüz?

Avril: Kesinlikle Deryck yüzünden değil, daha büyümüş gibi görünüyorum şu an. Tabiki daha önce olduğumdan daha şanslıyım, bu duygular hayatımı gerçekten etkiliyor. Ama artık teenager değilim, herşeyi daha farklı görebiliyorum.

Hayalleri, planları:

Bravo: Mesela?

Avril: Bazen sarı, bazen dalgalı, bazen kıvırcık yapıyorum saçlarımı. Yıllar önce bunun olabileceğini hiç düşünmezdim. Bu aralar pantalon ve bez spor ayakkabılar giyiyorum.Modaya uygun olarak daha da geliştiriyorum kendimi.

Bravo: Peki bu skater girl'ün sonu mu?

Avril: Aslında değil! Hala kaykaya biniyorum, buz hokeyi ve basketbol oynuyorum. Bu yüzden endişelenmeyin moda kızı değilim. Ama yaşınla öğreniyorsun. Bugün iç sesimi daha çok dinliyorum.

Bravo: Daha önce yapmıyor muydun?

Avril: Elbette yapıyordum fakat teenager iken, diğer insanlardan daha çok etkileniyorsunuz. Bugün bana tavsiye vermelerine de izin veriyorum, ama sonunda kalbim karar veriyor.

Bravo: Aileniz kararlarınızdan tatmin oluyor mu?

Avril: Çoğunlukla. Bana fazlasıyla özgürlük veriyorlar ve daima güveniyorlar, okulu bırakıp müzik yapmama rağmen her zaman arkamdaydılar. Ama evlilik konusunda biraz daha beklememi daha doğru buluyorlar. Ama onalra Deyck'le evlenmemin iyi bir karar olduğunu göstericem ve iyi bir aktör olduğumu da.

Bravo: 2006'da 3 filmin sinemaya girecek, "The Flock", " Off by the hedge" ve "Fast food nation". Şu anda sadece aktör mü olmak istiyorsun?

Avril: Hayır müzik yapmayı bırakamam.

Bravo: Şimdiden yeni şarkıların var mı?

Avril: 3.Albümüm için gerçekten sıkı çalışıyorum.

Bravo: Şarkılar daha mı farklı olacak?

Avril: Aşık olduğumu duyacaksınız.

Bravo: Yakın zamanda çocuk istiyor musun?

Avril: Bunun için çok erken. Şu anda köpek için bile zamanım yok. Ama bir gün kedili, köpekli, çocuklu bir aile isterim.

 


 


Tarih: 19:43, 14/2/2008 Kategori: roportaj
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

let go roportajı

 

 

 

 

 

 

 

ROCK’IN EN GENÇ BEBEĞİ...


Bir Lise öğrencisiyken dünya çapında bir süper-star olan Avril Lavigne çok etkileyici bir genç kız.R
öportaj yaptığımız kısacık sürede Avril’in kişiliğine, zekasına ve havasına hayran kaldık.
Kısa Sürede çok ünlü oldun...
Normal ve biraz tutucu bir ailede büyüdüm. Annem ben daha 2 yaşındayken, şarkıcı olacağımı anlamış. Çünkü evde sürekli şarkı söyleyerek gezinirmişim. Misafirler geldiğinde hemen masanın üzerine çıkıp şarkı söylemeye başlarmışım.

Duyduğumuza göre şöhrete ulaşman çok kolay olmamış. Neler oldu?
Evet ben biraz zor yolu seçtim. Şarkıcılığa başladığım ilk zamanlarda çalıştığım yapımcılar bana şarkılarını veriyorlardı ve ben onları söylüyordum. Böyle çalışmak bana zevk vermedi. Kendi şarkılarımı söylemeye karar verdim.

Şöhrete ulaşırken nelerden vazgeçmek zorunda kaldın?
Gerçekten de çok şeyi feda ettim. Okuldan geliyordum ve müzik çalışmaya başlıyordum. Ailem provaları tamamlamadan telefonla konuşmaya bile izin vermiyordu. Bir sürü partiyi, arkadaş toplantısını kaçırdım. Çünkü o sırada başka bir yerlerde şarkı söylemem gerekiyordu. Bu eğlence gibi görünüyor, ama aslında çok ciddi bir iş ve birçok fedakarlık gerektiriyor.

Artık sen MTV ödülü kazanmış bir rock’çısın. Neler hissediyorsun?
Gerçekten çok cool. Çocukluğumda hep bu ödül törenini seyreder, " bir gün ben de bu ödülü almak istiyorum! " derdim. Tören bittikten sonra da odama kapanır, derin düşüncelere dalar, hayal kurardım.

Müzik kariyerin ciddileşmeye başladığında kaç yaşındaydın?
Yaklaşık 15 yaşındaydım. 11. sınıfa gidiyordum. Bana bir plak yapmam teklif edildi. Bu tüm günlük bir işti. Bir seçim yapmak zorundaydım. Ben de üniversiteye gitmek yerine müzik kariyeri yapmayı seçtim. Bu kadar başarılı olmasaydım, bu kötü bir karar olurdu.

Çoğu zaman evden uzakta oluyorsun. Bu zor değil mi?
Bazı zamanlarda evimi çok özlüyorum. Kendi yatağımda uyumak, ailemle birlikte olmak, annemin pişirdiği yemekleri yemek, odamda vakit geçirmek istiyorum.

Bunun iyi yönleri de yok mu?
Tabii, benim yaşımda bütün dünyayı görmek güzel bir şey.

Alışverişle aran nasıl?
" Ben x mağazasından alışveriş yaparım!" diyen kızlardan değilim. Her yerden alışveriş yapmaktan hoşlanırım. Marka merakım yok.

Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Pop etiketini sevmediğin doğru mu?
Evet, doğru. Pop kelimesinin beni Britney Spears gibi bir şarkıcı yaptığını düşünüyorum. Benim istediğim ve doğru olan kelime ‘rock’.

Yani Britney’den pek hoşlanmıyorsun?
Bizim müziğimiz ve imajımız farklı olduğunu düşünüyorum. O sahneye çıkar ve müziğe göre dudaklarını oynatır, play-back yapar. Bense gitarımla çıkarım ve rock yaparım. Kendi şarkılarımı yazarım, ondan farklı giyinirim. Biliyorsunuz işte...

Kıyafetlerin ve tarzın senin seçimin mi?
Evet, kimse bana ne giyeceğimi, nasıl hareket edeceğimi söylemiyor. Her şeyimi kendim seçiyorum.

Arkadaşlarınla aran nasıl. Kızlarla mı, erkeklerle mi daha iyi anlaşıyorsun?
Her zaman aktif biriydim. Ağabeyimle koşup oynayarak çok vakit geçirirdik. Paten yapmak, hokey oynamak gibi hareketli eğlenceleri seviyorum ve erkek arkadaşlarla zaman geçirmek daha eğlenceli oluyor. Ama kız arkadaşlarım da var ve benim için çok değerliler.

Eski erkek arkadaşlar hakkında çok şarkın var. Flörtte pek şanslı değilsin galiba?
Doğru, çıktığım bütün erkekler beni hayal kırıklığına uğrattılar.

Hepsi mi?
Aslında... hiç gerçek anlamda çıktığım biri olmadı... ama basit hoşlanmalarda bile kötüydüler. Biliyorsunuz erkekler çok aptal





<****** language=JavaScript type=text/**********>  


Tarih: 18:14, 14/2/2008 Kategori: roportaj
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

under my skin roportajı...



"Don't Tell Me" ve "Under My Skin" albümleri ve güzelliğiyle dikkatleri üzerine çeken Cosmo kapak kızı Avril Lavigne sırlarını Cosmo kızlarıyla paylaştı.

Genç müzisyen Avril Lavigne, iyi şarkı yazabilmek için aşık olmak gerektiğini savunuyor. Aşıkken vücutta oluşan hormonal değişimler Avril Lavigne'in ilham perisi oluyor. Aynı şey bir ilişkide kendini kötü hissettiği zamanlar için de geçerli. Ayrılık anlarında güzel şarkılar çıkıyor güzel yıldızdan. Terazi burcu. Aşkta mantık ve duygusallığı beraber götürmeyi seviyor. Sebzeli pizza tutkunu. Canlı performans şarkı söylemek onu hayatta en çok heyecanlandıran şeylerden biri. "Britney Spears'le karşılaştırılmak hakkında ne düşünüyorsun?" diye sakın Avril Lavigne'e soru sormayın, alacağınız tepki belli olmaz!!! Kısa boyu, sarı saçları, mavi gözleri ve uçarılığıyla erkeklerin gözdesi olan Avril Lavigne'i bir de kendi ağzından dinleyelim.
- Utangaç mısınız?
Evet. Tanımadığım insanların arasında kendimi ilk etapta rahat hissedemiyorum. Tanıdığım ve güvendiğim andan itibaren de utangaçlığın aksine rahat olduğumu söyleyebilirim. Sadece güvenmem biraz zaman alıyor.

- Hangi burçtansınız?
27 Eylül 1984 doğumluyum. Terazi burcuyum. Burcumun özelliklerini genellikle taşırım. Hayatımda en çok duygularıma önem veririm. Fakat mantığımı da kullanırım. İkisini dengede tutmaya gayret ederim. Bazen ani çıkışlarım olabilir.
- Biraz küçüklüğünüzden bahsedecek olursak?
Kanada, Nepance'da doğdum. 14 yaşımda annemin bana hediye ettiği gitarla müziğe adım attım. Keyifli bir çocukluk yaşadım. Buz hokeyi oynayıp erkek kardeşlerimle vakit geçiriyordum. Hayalimde hep müzik vardı. Küçük bir çocukken yatağımın ortasında oturup kendimi sahnede düşünüyordum. Sesimin yükselebileceği kadar bağırıp çevremde binlerce insanın olduğunu hayal ederdim.

- O hayaliniz ne zaman gerçeğe dönüştü?
14 yaşımda bir radyonun düzenlediği ses yarışmasını kazanarak müzikal serüvenime başladım. Oradan Ontario'ya giderek Shania Twain ile beraber şarkı söyleme şansını yakaladım. Sanıyorum ki bana kapıları açan ilk önemli dönüm noktasıydı.

- O kadar genç yaşta şöhreti yakalamanın getirdiği zorluklar olmadı mı?
Hayır çünkü hep kendim gibi oldum. Ne hissediyorsam onu yazdım ve başkalarının düşünceleri beni ilgilendirmedi. "Hissettiğim gibi giyineceğim, hissettiğim gibi şarkı söyleyeceğim ve hissettiğim gibi davranacağım" konseptiyle yaşıyorum.

- 'Gitarım bana terapist gibi geliyor' diyorsunuz. Bunu biraz anlatabilir misiniz?
Evet. Bir nevi ruh boşaltma yöntemi. Sıkıldığım zamanlarda gitarıma sarılıyorum. Gerçeklerle başa çıkamayacağımı düşündüğümde gitarım benim terapistim oluyor. Hayatın kendisinden kaçarak kendimi hayal dünyama kaptırıyorum.


- Sadece kendinizi mi anlatıyorsunuz şarkılarınızda? Ya erkekler?
Onlar da şarkı sözlerimin has elemanları arasında. Aslında belirli bir konuya ya da gruba takılı kalmıyorum şarkı sözlerimi yazarken. Politik fikrimi ortaya koyan şarkılar da yaptım fakat hiçbir zaman albümüme koymadım çünkü insanlar daha çok eğlenceli şeylerden hoşlanıyorlar.

- Şarkı sözlerinizde bazı kalp kırıklıkları görmek mümkün. Aşk hayatınızda şanslı değil misiniz?
Her zaman şanssız değilim belki ama şarkılarımı daha çok kendimi duygusal hissettiğim anlarda yazarım. Bir ilişki sırasında kalbim kırıldıysa ki geçmişteki ilişkilerimde mutlaka kırılmıştır, bunu şarkı sözlerime döküyorum.

- Ayrılık anlarında nasıl şarkılar çıkıyor?
Yine romantik. Dediğim gibi hep duygusal iniş çıkışlarda daha üretken oluyorum. Ayrılık da aynen ilişkiye başlayış gibi bana ilham verir. Hatta bilmiyorum belki de yaşadığım hüzünden dolayı daha sıkı bir şarkı sözü çıkar. Gözyaşlarımı bestelerime veririm.

- Bir röportajınızda, 'Gitar çalan ve punk müzik dinleyen erkeklerden hoşlanıyorum' diyorsunuz. Daha çok kendi tarzınıza yakın erkeklerden hoşlandığınızı söylemek mümkün mü? Evet galiba öyle. Mesela daha çok kısa boylu erkeklerden hoşlanıyorum. Ortak zevkler benim için önemli. Gitar çalsın, bestelerimi anlasın. Punk müzik dinlemesi belki hayata bakış açısının daha 'cool' olmasıyla ilgili. Hayata bakış açısı rahat ve esnek olsun isterim.

- Kısa boylu olmaktan dolayı kompleks duyduğunuz oldu mu?
Hayır. Kendimle barışık bir insanım. Üstelik kısa boylular her zaman daha zeki ve karizmatik olur, denir. -
Her geçen gün insanlar görüntülerini değiştiriyorlar, siz tarzınızda değişiklikler yapıyor musunuz?
Her gün yeni bir şey moda oluyor, insanların buna ayak uydurmasını normal buluyorum. Ben kendi modamı yaratmayı seviyorum. Bugünlerde kafayı en çok rock mağazalarına taktım mesela.

- Britney Spears'le karşılaştırılmaktan nefret ediyorsunuz. Neden?
Kimseyle karşılaştırılmayı sevmiyorum çünkü bütün derdim kendim gibi olmak. Biriyle karşılaştırıldığınız andan itibaren o kişinin taklidi gibi görülüyorsunuz. Bu beni rahatsız ediyor. Müzik tarzlarımız benziyor olabilir fakat kendim gibiyim sadece, kimseyle karşılaştırmayın beni!



- Beğendiğiniz starlar hiç yok mu?

Sum 41 ve Beach Boys'un müziklerini severek dinliyorum.

- Kariyerinizin ilk yıllarında başka bestecilerden şarkı alıyordunuz, sonra kendi bestelerinizi dinlemeye başladık. Bu geçiş nasıl oldu?

Gerçekten çok yetenekli insanlarla çalışıyordum ama bunu hissedemiyordum. Yapılan bu çalışmalar gerçekte beni yansıtmıyordu. Kendi şarkılarımı kendim yazmam gerektiğine karar verip kendi duygularımla yeniden doğuşumu yaşadım.

- İlk yazdığınız beste ve sözleri birilerine dinletiyor muydunuz? Nasıl tepkiler alıyordunuz?


Tabii ki. Güvendiğim dostlarıma dinletiyordum. Bazen yazdığım sözü gösterdiğimde "Beş para etmez" bile diyenler oluyordu. Birlikte çalışan insanların birbirlerine böyle şeyler söyleyebilmesi tuhaf bir şey ama biz karşılıklı olarak rahattık. Daha önceden çalıştığım ekibime dinletiyordum bütün bestelerimi. Düşündüğüm her şeyi onlara gösterebiliyordum.

- Konserlerde nasıl hissediyorsunuz kendinizi? Bestelerinizi dinleyenlerinizle paylaşmak nasıl bir duygu?

Harika. Kendimi tamamen özgür hissediyorum. Bütün duvarları yıkıyorum. Seyircimle aramda yıllardır güzel bir iletişim oldu. O anki duygularım nasılsa sahne performansıma da aynı şekilde yansıyor. Duygularım sahne performansı için de çok önemli yani. Sevgilimle kavga ettiysem şarkılarımı daha duyarak söylüyorum. Yeni bir aşka başladıysam yine daha özel bir şeyler çıkıyor sanki. Canlı şarkı söylemek de spontane olarak beste yapmak gibi bir durum.



Sizce en iyi parçanız hangisi?
Bilemiyorum ki zor bir soru. Genellikle bestelerimi kendim yaptığım için ayırt etmek zor geliyor. Yine de 'Complicated' ve 'I'm With You' parçalarımı severim. Bu şarkının insancıl ve duygusal özelliklerimi yansıttığını düşünüyorum.

- Diyelim ki sevgilinize özel bir kaset hazırlayacaksınız, bu kasette hangi şarkılar olur?
Irish'den "The Goo Goo Dolls" kesinlikle A1 şarkısı olur. Oasis ve Coldplay şarkılarını da eksik etmem.

- Bazen giyiminizle ilgili eleştiri alıyorsunuz. Sizce rüküş müsünüz?
Kendime göre giyim tarzım var sadece. İçinde rahat ettiğim kıyafetleri giyiyorum. Moda diye kendime yakışmayacak bir sahne kostümü giymem. İsterlerse rüküş desinler sahiden kimsenin söylediklerine aldırmıyorum. Kendi modasını insan kendisi yaratır. Kimine rüküş gibi görünen kıyafet bir başkasına dünyanın en şık kostümü gibi gelebilir.

- Konser kıyafetleriniz için özel seçimler yapıyor musunuz peki?
Sahneye çıktığımda ne varsa onu giyiyorum, çoğu zaman bir pantolon, bir tişört işimi görüyor aslında. Üstüme oturan çok sevdiğim bir rock'çı tişörtüm var, konserlerimde onu giymekten acayip keyif alıyorum.

- Hayranlarınız sizi kendilerine model alıyorlar. Bu durumdan rahatsız oluyor musunuz?
Aslında bu benim için çok onur verici ama hayranlarımın beni asla yanlış yapmayan biri olarak gözlerinde büyütmelerini istemem çünkü benim de hatalarım ve pişmanlıklarım oluyor.


Tarih: 18:12, 14/2/2008 Kategori: roportaj
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Avril'in Röportajları

BirLise öğrencisiyken dünya çapında bir süper-star olan Avril Lavigne çoketkileyici bir genç kız.Röportaj yaptığımız kısacık sürede Avrilinkişiliğine, zekasına ve havasına hayran kaldık.

Kısa Sürede çok ünlü oldun...

Normal ve biraz tutucu bir ailede büyüdüm. Annem ben daha 2yaşındayken, şarkıcı olacağımı anlamış. Çünkü evde sürekli şarkısöyleyerek gezinirmişim. Misafirler geldiğinde hemen masanın üzerineçıkıp şarkı söylemeye başlarmışım.

Duyduğumuza göre şöhrete ulaşman çok kolay olmamış. Neler oldu?

Evet ben biraz zor yolu seçtim. Şarkıcılığa başladığım ilk zamanlardaçalıştığım yapımcılar bana şarkılarını veriyorlardı ve ben onlarısöylüyordum. Böyle çalışmak bana zevk vermedi. Kendi şarkılarımısöylemeye karar verdim.

Şöhrete ulaşırken nelerden vazgeçmek zorunda kaldın?

Gerçekten de çok şeyi feda ettim. Okuldan geliyordum ve müzik çalışmayabaşlıyordum. Ailem provaları tamamlamadan telefonla konuşmaya bile izinvermiyordu. Bir sürü partiyi, arkadaş toplantısını kaçırdım. Çünkü osırada başka bir yerlerde şarkı söylemem gerekiyordu. Bu eğlence gibigörünüyor, ama aslında çok ciddi bir iş ve birçok fedakarlıkgerektiriyor.

Artık sen MTV ödülü kazanmış bir rockçısın. Neler hissediyorsun?

Gerçekten çok cool. Çocukluğumda hep bu ödül törenini seyreder, " birgün ben de bu ödülü almak istiyorum! " derdim. Tören bittikten sonra daodama kapanır, derin düşüncelere dalar, hayal kurardım.

Müzik kariyerin ciddileşmeye başladığında kaç yaşındaydın?

Yaklaşık 15 yaşındaydım. 11. sınıfa gidiyordum. Bana bir plak yapmamteklif edildi. Bu tüm günlük bir işti. Bir seçim yapmak zorundaydım.Ben de üniversiteye gitmek yerine müzik kariyeri yapmayı seçtim. Bukadar başarılı olmasaydım, bu kötü bir karar olurdu.

Çoğu zaman evden uzakta oluyorsun. Bu zor değil mi?

Bazı zamanlarda evimi çok özlüyorum. Kendi yatağımda uyumak, ailemlebirlikte olmak, annemin pişirdiği yemekleri yemek, odamda vakitgeçirmek istiyorum.

Bunun iyi yönleri de yok mu?

Tabii, benim yaşımda bütün dünyayı görmek güzel bir şey.

Alışverişle aran nasıl?

" Ben x mağazasından alışveriş yaparım!" diyen kızlardan değilim. Her yerden alışveriş yapmaktan hoşlanırım. Marka merakım yok.

Bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Pop etiketini sevmediğin doğru mu?

Evet, doğru. Pop kelimesinin beni Britney Spears gibi bir şarkıcıyaptığını düşünüyorum. Benim istediğim ve doğru olan kelime rock

Yani Britney'den pek hoşlanmıyorsun?

Bizim müziğimiz ve imajımız farklı olduğunu düşünüyorum. O sahneyeçıkar ve müziğe göre dudaklarını oynatır, play-back yapar. Bensegitarımla çıkarım ve rock yaparım. Kendi şarkılarımı yazarım, ondanfarklı giyinirim. Biliyorsunuz işte...

Kıyafetlerin ve tarzın senin seçimin mi?

Evet, kimse bana ne giyeceğimi, nasıl hareket edeceğimi söylemiyor. Her şeyimi kendim seçiyorum.

Arkadaşlarınla aran nasıl. Kızlarla mı, erkeklerle mi daha iyi anlaşıyorsun?

Her zaman aktif biriydim. Ağabeyimle koşup oynayarak çok vakitgeçirirdik. Paten yapmak, hokey oynamak gibi hareketli eğlenceleriseviyorum ve erkek arkadaşlarla zaman geçirmek daha eğlenceli oluyor.Ama kız arkadaşlarım da var ve benim için çok değerliler.

Eski erkek arkadaşlar hakkında çok şarkın var. Flörtte pek şanslı değilsin galiba?

Doğru, çıktığım bütün erkekler beni hayal kırıklığına uğrattılar.

Hepsi mi?

Aslında... hiç gerçek anlamda çıktığım biri olmadı... ama basit hoşlanmalarda bile kötüydüler. Biliyorsunuz erkekler çok aptal


Tarih: 15:07, 5/2/2008 Kategori: roportaj
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->